gloominess

Durum: 28 - 0 - 0 - 0 - 25.12.2017 18:02

Puan: 117 - Rütbe:

3 ay önce kayıt oldu - 2.Nesil Yazar

Bilgisayar Mühendisi - Backend Developer. Ben de isterdim bir designer, bir frontçu olmak ama yetenek yok. Mvc, Asp.net, C# aşığı. Jquery yi de arada kesmiyor değil. Yakında Android Mobile Dev. Ayrıca hiç yaşlanmayacak bir oyuncu.

Ödemelerle ilgili önemli güncelleme!
  • /
  • 3

android one

telefon teknolojisindeki hızlı yükseliş sonucu ortaya çıkan yüksek fiyat politikaları yüzünden acı çeken, alt sınıf ürünlere mahkum olan kullanıcılar için google firmasının yürüttüğü proje. amaç kaliteli yazılım/ iç parça fakat düşük kaliteli/ ekonomik dış malzeme mantığı ile orta sınıf ürünleri, düşük/orta gelirli kullanıcılar ile tanıştırmak. ayrıca yine bu tip geliştiricilere stabil bir pure android ortamı sunabilmek.

google bu proje içerisinde çıkan tüm cihazlara 2 yıl günce yazılım garantisi veriyor. tabi bu minimum değer. yani 2 yıl boyunca çıkan her yazılımı ilk alan telefonların arasında android one serisi kesinlikle oluyor.

google bu proje kapmasında general mobile ile anlaşmalı şekilde gm 4g, gm 5, gm 5 plus ve gm 6 (dual-simleri saymazsak) olmak üzere toplam 4 model çıkarttı. şahsen gm 4g kullanmış ve şu an gm 5 plus kullanan, pure android' e bayılan biri olarak söyleyebilirim ki telefonların özellikle fiyat/ performans oranlarını oldukça başarılı buluyorum.

yalnız son modeller özellikle gm 5 plus ve gm 6 ile telefonun benzer özelliklere sahip rakipleri arasındaki fiyat farkı bayağı azaldı. bu şekilde giderse asıl amacından sapıp yine yüksek gelirli tüketiciye hitap eden bir başka model serisi olarak sıradanlaşabilir. umarım bu konuya dikkat ederler.

utorrent

yüksek boyutlarda indirme işlemi yapmak isteyen fakat akn'den (adil kullanım kotası) korkanlar için "zamanlayıcı" isminde mükemmel bir özelliği vardır.

ilk önce internet servis sağlayıcımızın sitesine giriyor ve eğer varsa akn işlemi dışında kalan saatleri öğreniyoruz. (sizin için hiç olmayabilir de ama genelde gece 2 ile sabah 8 arasında oluyor). sitede bulamazsak veya emin olamazsak arayarak bilgi almak, teyit etmek çok önemli.

bilgiyi edindikten sonra uygulamada üst menüden, seçenekler tabından, tercihler seçeneğine tıklıyoruz. gelen sol menüde zaman çizelgesini seçiyoruz. önümüze bir haftanın her günündeki her saati belirten bir tablo çıkıyor. bu tabloda her gün için öğrendiğimiz akn saatleri arasında kalan kısımları yeşile boyuyoruz. daha güvenli olması için başlangıçtan 1 saat geç, bitişten 1 saat erken bırakabilirsiniz.

son olarak üst kutucuğa tıklayarak zamanlayıcıyı aktif hale getiriyor ve uyuyoruz. geçmiş olsun. artık akn derdi çekmeden geceleri bilgisayarınızı açık bırakarak çatur çutur indirme işlemi yapabilirsiniz. torrentleriniz işaretlediğiniz saatlerde inerken, bu saatler dışında sırada bekleyeceklerdir.

trine

eşiniz/ sevgiliniz ile oynaması zevkli, orta zorlukta bir platform oyunu. oyunda kontrol edebildiğiniz 3 karakter mevcut. bunlar wizard, knight ve thief. her karakterin kendisine has özellikleri var. mesela thief yay kullanıp, oraya buraya ipiyle tırmanabilirken, warrior kalkan ile gelen hasarı engelleyip, silahı ile kısa zamanda düşmanları haklayabiliyor. wizard arkadaşımız ne yazık ki fireball atamıyor. daha çok puzzle çözmeye yönelik kutu yarat, çubuk yarat gibi özellikleri var.

evet oyun çok genel olarak puzzle üzerine. çok fazla zorlayan dövüş anları gerçekleşmiyor. gelse bile bol bol checkpoint noktası, üzülmenizi engelliyor fakat puzzle kısımları için durum böyle değil. ilerlemeniz için çözmeniz gereken bulmacalar bazen bıktıracak kadar zorlaşabiliyor. aslında bu zorlanma, bulmacalar oyunun asıl iddiası denebilir. çözmeye çalışmak, çözmek hatta çözememek bile oldukça zevkli olabiliyor.

grafik tasarımlarının bol renkli, yaratıcı bir tasarımcının elinden çıktığı çok belli lakin oyun adeta rengarenk. bazı anlarda bir kaç dakika durup arka planı izlemek isteyebilirsiniz.

müzikler yetersiz. oyunlarda müziklere gerçekten önem veren biri olarak söyleyebilirim ki neredeyse tek bir nota kalmadı aklımda. oysa ki bu bir platform oyunu ve platform oyunlarında müzik her zaman özellikle önemli olmuştur. super mario'dan bu zamana, super meat boy'a kadar her zaman müzik önemlidir. boşuna mario'nun bütün müziklerini hatırlamıyoruz... hem tür hem de tema olarak bu kadar müziğe uygun bir oyunda, müziğin bu denli önemsenmemesi çok büyük bir eksiklik.

eğer kız arkadaşınız oyunlara azıcık meyilli ise alın, bu dinlendirici oyunu öğretin, siz dinlenin, o heyecanlansın. beraber oynamak gerçekten eğlenceli. kazan, kazan durumu.

origin

origin, origin access gibi mükemmel bir sistem barındırmaktadır. bu sistem sayesinde içerisinde battlefield 1, battlefield 4, battlefield 3, fifa 2017, titanfall 2, mass effect : andromeda gibi güncel oyunların yanı sıra eski oyunların da bulunduğu 75' den daha fazla oyunu aylık 4 euro gibi bir fiyata oynayabiliyorsunuz. bu saydıklarıma bakmayın girin kendiniz de kontrol edin:

https://www.origin.com/irl/en-us/store/origin-access/vault-games

lakin benim saydıklarım dışında en az 10-15 efsane oyun var. ben şahsen biraz battlefield 1, bol bol battlefield 4, fifa 17 ve need for speed oynayıp, eşimle de trine serisini bitirip hesabı kapattım. tüm bunlar bana 8 euro, ortalama 40 lira gibi bir ücrete mal oldu. tek oyunda takılı kalmayan kullanıcılar adına oldukça başarılı bir sistem olduğunu düşünüyorum.

asus

yıllardır servis konusunda bir standart yakalayamamışlardır. benim istanbul içerisinde kullandığım servise cihazımı 3 kere kendi ellerimle götürdüm. ikisinde istemediğim halde tam bakım, 3. götürüşümde garantisi bittiği halde parça değişimi yaptılar. benim dışımda etrafımda asus kullanan kim varsa servis hakkında hep kötü yorum aldım. bu da demek oluyor ki şu an servis kalitesinde bir standart mevcut değil. tavsiyem eğer servis kalitesinden memnun değilseniz, çevrenizde varsa başka bir servis ile şansınızı denemeniz.

mümkünse teknosa ile uğraşmayın arkadaşlar. çıkartın aradan. direk gidin servise faturanız ile elden verin cihazınızı, derdinizi anlatın. daha fazla umursarlar sizi.

super meat boy

son yılların platform oyunlarının ( bilmeyenler için en klasik örnek süper mario) en parmak ısırtan, en çok klavye/kol kıldırtanı. team meat tarafından geliştirilen bu oyunda bir et kübünü oynuyoruz. evet, derisiz, kanlı manlı bir kas kübü. amacımız kötü bir fetüs olan dr.fetus tarafından kaçırılan sevgilimiz bandage girl'ü (bandaj kız) kurtarmak. oyunun karakterlerinden anlayacağınız üzere oyun son derece geyik. ara sahneler insanı bol bol güldürüyor. e tabi oyunda meat boy dışında seçebileceğiniz bilindik karakterlerin parodik halleri var. meat boy'dan canınız sıkılınca batman'in parodi tiplemesi hatta half-life' da gözümüze, yüzümüze atlayan lanet olasıca headcrab'le oynayabilirsiniz.

oyun son dönemlerde çıkan, yatılarak oynanan platform oyunlarının arasından gıcıklığı ile, zorluğu ile, sinir bozuculuğu ile direk sıyrılıyor. bu konuda gerçekten başarılı. insana gençliğini tekrar yaşatıyor. "yaşlandık artık" bahanesi bu oyunda geçmiyor arkadaşlar. dik duracaksınız, ekrana odaklanacaksınız, atik olacaksınız çünkü checkpoint sistemi yok ve oyun affetmiyor. en önemlisi de başarısız olmaya alışacaksınız. adamlar milyon kere öleceğinizi bildikleri için her bölümün sonunda, her denemenizi aynı anda size gösteriyorlar. her biri sizin denemeleriniz olan 100 tane meat boy'un saniyeler içerisinde şaldur şuldur patlamasını izlemek de zevkli.

üzerinde durmadan geçemeyeceğim, oyunun müzikleri birer sanat eseri. bölümlere göre müzik seçimi de çok başarılı. oyunu bitirdikten sonra emin olun bunlardan oluşan bir müzik listesi de yapmak isteyeceksiniz.

şu distortion gitarın 8 bit efekti ile uyumunu buraya bırakıyor, sizi de oyunu oynamaya davet ediyorum.

arnica merlin

genel olarak başarılı bulduğum arnica markasının, minik elektrikli süpürgelerinden bir tanesi. kendisini sapını çıkartıp el süpürgesi olarak da kullanabiliyorsunuz. yalnız fişe takılı çalışıyor ve fiş boyu oldukça kısa. bataryalı el makineleri gibi bir rahatlık söz konusu değil.

internette bu alet ile 5 kilo ağırlığı bir torbaya koyup kaldıranlar var. gerçek mi bilmiyorum çünkü biz kedi kumu temizlemek için pratik olsun diye çalıştırıyoruz ve bana o konuda bile başarılı gelmiyor. çoğu kez büyük abisi arnica terraya bırakıyor işleri. yani ya benim aldığım sorunluymuş ya da internetteki tanıtımlarda çok fena sallıyorlar.

depo hacmi bu denli küçük bir makine için ideal. sık boşaltma ihtiyacı duyulmuyor. pozitif yazılabilecek tek yönü bu diyebilirim.

hotline miami

nostaljik "top-down shooter" oyun türünü tekrar canlandıran, kült olacak indie yapımlardan bir diğeri. "oyun oynayayım çerezlik" derken kendinizden geçip, ekrana kilitleniyorsunuz. üstüne oyun hikaye olarak da boş değil, psikolojik, şizofrenik bir tema ile düşünceden düşünceye sürükleyebiliyor insanı. ara sahneleri patır patır geçmeyin. oyunun derin bir hikayesi, karakterin psikolojik problemlerini çok iyi yansıtıyor oyuncuya. oyun sonunda dahil hikayeyi çözmesi zor, oynadıktan sonra okumanız gerekebilir.

-- bu kısım biraz şiddet içeriyor olabilir!!!.

oyun kesinlikle çerezlik değil. elinizdeki palayla bir düşmanı kesip, pompalısını alıp diğerini indirmek, ardından silahı başka düşmana fırlatıp, yere düştüğünde kafasını ezmek gibi bir comboyu iki saniye içinde gerçekleştirmek zorunda kalabiliyorsunuz. yeri geldiğinde durup düşünmeniz, yeri geldiğinde 10 hareketi 3-4 saniye içerisine yapmanız gerekebiliyor.

-- şiddet bitişi. okumaya devam.

oyun grafik olarak hiç ama hiç iddialı olmasa da tasarım olarak inanılmaz hoş. hem bu kadar renk kullanıp hem de oyuncuyu boğmamak büyük başarı. müzikler de temaya çok uygun ve oyuncuyu sarıyor. oyunun akıcılığı ve hızına çok uygunlar.

"şu tarzı beğeniyorsanız" demeyeceğim, her oyuncunun oynaması gereken, hikayesini sindirmesi gereken, tadına varması gereken bir oyun.

the witcher 3 wild hunt

çalışan insanlar için uygun değildir. lakin oyunun her bir yan görevi bir bölüm dizi gibi. cutsene kısımları uzun ve sıkmıyor. bir anda kendinizi handa oturup, bilgisayar başında şarkı dinlerken bulabiliyorsunuz. benim gibi "ejderha olarak üzüm toplama görevini bile bitirmeliyim" şeklinde takılıyorsanız, bu oyun sizi 1 yıl kilitler.

ayrıca call of duty : modern warfare 1' den sonra en başarılı optimizasyonu bu oyunda deneyimledim diyebilirim. oyunun sistem ihtiyaçları kötü optimizasyondan dolayı değil, inanılmaz kaliteli texture, ışık ve gölgelendirmelerden kaynaklı. bu kalitede bir yapım başka firmadan çıksaydı, sistem ihtiyaçları çok daha fazla olabilirdi.

açıkcası witcher 2'nin konsoldan rezalet şekilde pc ortamına port edilmesi, tüm aksiyonları 5 tuşa bağlayacağız diye aksiyonun ortasında arkadan enseye kılıç yerken, bir anda karakterin dönüp meşaleleri yakmaya çalışması, witcher 1 gibi bir harikadan sonra beni seriden soğutmuştu. bu oyun ise adeta ortalığı yıktı geçti. kült olacağı kesin.

geforce gtx 1070

yaklaşık 1 yıldır birlikte olduğum, her türlü derdimi çeken aslan parçası, nvidia'nın yeni pascal mimarisi geforce 10 serisi kartlarının orta/üst segmentinde bulunan 2k canavarı ekran kartı. son topladığım sistemde yaptığımı düşündüğüm en iyi parça seçimi.

öncelikle (bkz:nvidia pascal mimarisi)

10 serisinde ne uzay gemisi toplayayım, ne de yakın zamanda düşebilecek bir sistem diyenler için ideal karttır. 1060' da ayrı bir canavar olsa da artık yavaş yavaş geride kalacak olan ( yani umuyoruz ki 2k'lara alışırız artık ) 1080p oyunculuğu için geliştirilmiştir. geforce gtx 1080 ise 4k oyun oynamayacak veya mining yapmayacaksanız ( ki aslında mining için ekran kartından daha iyi yatırımlar da var ) gerçekten para israfı. dolayısıyla yavaş yavaş ülkemize gelmekte olan 2k monitörleri düşündüğümüzde oyun bilgisayarı için serideki en ideal kart kendisidir.

kendisi vr ready bir kart. yarın için hazır. 8 gb gddr5 256 bit belleğe sahip. 150w güç tüketimi yapıyor. bu performansa sahip bir kart için ( yeni mimari de sağolsun ) oldukça minimal bir tüketim. e tabi 8 pin güç girişi ihtiyacı da var normal olarak. slı desteği mevcut. maksimum desteklediği çözünürlük ise 8k. tabi 8k oyun performansı gibi uçuk hayaller kurmamak lazım. vga giriş desteği yok, hdmi veya dvi kullanmanız şart.

bizzat oynadığım witcher 3, battlefield 4, battlefield 1 gibi nispeten yeni nesil oyunlarda ultra ayarlarda, 2k çözünürlükte 55-70 fps arası performans sağlayabiliyor. çok küçük grafik değişimleri yaparak yeni nesil 2k oyunların hemen hepsini 60 üzeri fps değerleri ile oynamak mümkün. kesinlikle tavsiye ediyorum. pişmanlık yaratmayacağı kesin gibi.
  • /
  • 3

satoshi nakamoto

üzerinde doktora tezi çalışması yapmakta olduğum bir dahi.

iyimi.com gibi bir sitede sanal para gibi bir alt bölüm varken ve genelde kripto para ile ilgili bilgiler sağlanıyor hatta yazarlarına bitcoin ödeniyorken satoshi nakamoto hakkında bilgi bulunmaması bariz bug sayılabilir.

bu sorunu şöyle çözebiliriz, ben bu başlığı yazarım siz başlığı ya kitlersiniz ya da bu başlığa yazanlara ödül sanal para ödemezsiniz. çünkü satoshi nakamoto başlığı bu gerçeği bir defasına olsun hak ediyor.

satoshi nakamoto hakkında elimizde olan bilgi oldukça azdır. kendisinin blockchain yapısı ve bununla beraber bitcoin kripto paranın mucidi olduğu genel bir gerçektir. bir kişi veya bir grup olduğu dahi belirsizdir.

satoshi nakamoto üye olduğu p2p foundation sayfasında ülke bilgisine japonya yazmıştır. pek çok kişi ile mailleşmiş kendi kurduğu bitcointalks.org forum sayfasından yaklaşık dört yüze yakın mesaj yazmış ve bitcoin.org adresini anonim olarak ilk register eden bitcoin logosunu da ilk hazırlayan kişidir.

isminin dahi satoshi olduğu kesin değildir. çoğu kişi farklı söylese de kriptografi dünyasında konuşulan kendisinin samsung telefon, toshiba laptop ve hitachi disk kullandığı için satoshi lakabını aldığıdır. bu bilgilere windows xp kuramadığı windows'un toshiba üzerine olan işletim sisteminde oldukça eski bir geliştirme ortamı olan visual c++ kullandığı gerçeğinden yola çıkarak ulaşıyoruz.

bitcoin ilk versiyonlarının kodlarına, satoshi'nin maillerine ve forumdaki mesajlarına göz attığınızda göreceksiniz. ilk para transferini ise hal finney adında bir kriptografi uzmanına kendisi gerçekleştiriyor. ilk miner da tahmin ettiğiniz üzere yine satoshi nakamoto'dur.

aslında bana göre 2006 yılında başladığı bitcoin projesini 2007 yılında şekil alınca, 2008 yılında "yaklaşık 2007 yılından beri üzerinde çalışıyorum" dediği hali ile 2008 ekimi ayın tam olarak 31'inde kirptografi mail grubuna attığı başlığı "bitcoin: a peer-to-peer electronic cash system" ve ekinde 9 sayfalık bitcoin.pdf bulunan bir e-mail ile duyuruyor.

bana göre 2006 çünkü 2007 - 2008 arası full-time bir yılda bitcoin kodlarını hem hesapladı hem yazdı ise bir yıllık sürede sanırım karşımızda dünya dışı bir dahi varlık var. çünkü ilk yayınladığı client sürümü de nerede ise hatasızdır. bugüne kadar bitcoin sisteminde veya client sürümünde bir bug bulunmamıştır.

ilk bitcoin client versiyonunu 2009 ocak ayında kendisi yayımlamıştır.

blockchain yani blok zincirinin ilk halkası olan genesis block yine satoshi nakamoto tarafından oluşturulmuş ve kendinden önce bir block bulunmadığı için özel bir teknik kullanılmıştır. bugün dahi ilk block oluşması için kullanılan veriler çözülememiştir.

ayrıca bu ilk genesis block'da "the times 03/jan/2009 chancellor on brink of second bailout for banks." notu yer alır. bu not the times dergisinin kapak fotoğrafında yer alan haber başlığıdır.

wei dai ve nick szabo'dan oldukça etkilendiği gözlemlenmektedir. buna rağmen aslında kriptografi grubundaki cyberphunk insanları kendisi ile dalga geçerken hal finney ciddiye almış iletişim kurmuş ve client programını indirerek destek olup ilk ödül olan 10 bitcoin sahibi olmuştur.

aynı zamanda 10.000 bitcoin karşılığında gerçek hayatta satın alınan şey papa john's markalı pizzadır. bildiğim kadarı ile tam bu yıllarda bitcoin kodundan değil p2p yapısından ve hash-rate oranı matematiksel hesaplamasından dolayı kötü niyetli bir grup yaklaşık 184 milyon bitcoin oluşturmayı ve p2p ağdaki tüm defterlere yazdırmayı başarmış ancak bu açık kısa sürede kapatılarak üretilen coinler de silinmiştir.

satoshi nakamoto 2010 yılında sourceforge üzerinde bulunan tüm bitcoin kodlarını gavin andresen'e teslim ederek web sitesini de bitcoin vakfına devrederek şu an bu yazının bulunduğu tarihe kadar ortadan kaybolmuş kısaca yok olup gitmiştir.

ardından ilk bitcoin'i duyurduğu satoshin@gmx.com e-mail adresi süresi dolup düştüğü için bir hacker tarafından tekrar register edilip kullanılmış ancak kısa sürede o olmadığı anlaşılmıştır. kendisinin maillerde kullandığı pgp anahtarı olmadığı için hemen bu farkedilmiştir.

satoshi'den sonra pek çok kişi o olduğunu söylemiştir. bunların hepsi de daha sonra o olmadıklarını açıklamışlardır. son günlerde gündem olan elon musk olabilir iddialarını elon musk twitter üzerinden cevaplamış ancak elon musk 2011 yılında haberi olduğunu, kendisi olmadığını beyan etmiştir. bana göre de elon musk ya da napster kurucusu olamaz.

satoshi'nin ne kadar mine ettiği ve ne kadar cüzdana sahip olduğu bilinmemekle birlikte ilk cüzdanlar ve ödül olan 50 bitcoin hala sapasağlam blockchain üzerinde durmaktadır ve hiç kullanılmamıştır.

bitcoin ilk anından itibaren tamamen açık kaynak kodlu olarak yayınlanmıştır. ayrıca hashcash ve ecash teknolojilerini satoshi sonuna kadar kullanmıştır. bu sayede proof-of-work ve double-spin sorularını ortadan kaldırmıştır.

bitcoin ve aynı zamanda blockchain ilk versiyonundan itibaren kusursuzdur. aynı zamanda başka bir versiyonu olmayan buna ihtiyaç bile duyulmayan ve kripto parayı anlatan 9 sayfalık bitcoin.pdf de eksiksizdir ve tek versiyondur. bir daha yenisi yayınlanmamıştır. 12 maddeden oluşmaktadır.

akademik çalışma olduğu için geri kalan detayları buraya yazmadım.

saygı ile anıyoruz.

Toplam entry sayısı: 28

general mobile gm5 plus

teknoloji konusunda benim gibi şanslı iseniz, ısınma, ince ekran çerçevesinin atması, şarj kablosunun erimesi gibi nadir veya yoğun kronik problemleri yaşamazsanız parasının hakkını misli ile veren bir telefondur. yaklaşık 6 aydır, gerek fiziksel (ince ekran koruma filmi bile kullanmıyorum), gerek yazılımsal olarak cihazları çok hor kullanan, gaddarlık yapan bir insan olan bana ısrarla dayanmaktadır kendisi. "shadow fight 3" gibi daha dün çıkmış oyunlarda bile gıkını çıkartmıyor. tabi bu telefon biraz kumar. bunca insan bu kadar problemi boşuna yaşıyor olamaz.

yalnız şunu belirtmek isterim, benim kadar şanslı olsanız bile telefonun kenar malzemesinin kalitesizliği istenmeyen sonuçlar doğuruyor. ufak bir darbe sonucunda gözle görülür çizik, sıyrık hatta göçükler oluşabiliyor. telefonun en problemli kısmı malzeme kalitesi olduğu için kesinlikle korumasız, dikkatsiz kullanmamak lazım.

trine

eşiniz/ sevgiliniz ile oynaması zevkli, orta zorlukta bir platform oyunu. oyunda kontrol edebildiğiniz 3 karakter mevcut. bunlar wizard, knight ve thief. her karakterin kendisine has özellikleri var. mesela thief yay kullanıp, oraya buraya ipiyle tırmanabilirken, warrior kalkan ile gelen hasarı engelleyip, silahı ile kısa zamanda düşmanları haklayabiliyor. wizard arkadaşımız ne yazık ki fireball atamıyor. daha çok puzzle çözmeye yönelik kutu yarat, çubuk yarat gibi özellikleri var.

evet oyun çok genel olarak puzzle üzerine. çok fazla zorlayan dövüş anları gerçekleşmiyor. gelse bile bol bol checkpoint noktası, üzülmenizi engelliyor fakat puzzle kısımları için durum böyle değil. ilerlemeniz için çözmeniz gereken bulmacalar bazen bıktıracak kadar zorlaşabiliyor. aslında bu zorlanma, bulmacalar oyunun asıl iddiası denebilir. çözmeye çalışmak, çözmek hatta çözememek bile oldukça zevkli olabiliyor.

grafik tasarımlarının bol renkli, yaratıcı bir tasarımcının elinden çıktığı çok belli lakin oyun adeta rengarenk. bazı anlarda bir kaç dakika durup arka planı izlemek isteyebilirsiniz.

müzikler yetersiz. oyunlarda müziklere gerçekten önem veren biri olarak söyleyebilirim ki neredeyse tek bir nota kalmadı aklımda. oysa ki bu bir platform oyunu ve platform oyunlarında müzik her zaman özellikle önemli olmuştur. super mario'dan bu zamana, super meat boy'a kadar her zaman müzik önemlidir. boşuna mario'nun bütün müziklerini hatırlamıyoruz... hem tür hem de tema olarak bu kadar müziğe uygun bir oyunda, müziğin bu denli önemsenmemesi çok büyük bir eksiklik.

eğer kız arkadaşınız oyunlara azıcık meyilli ise alın, bu dinlendirici oyunu öğretin, siz dinlenin, o heyecanlansın. beraber oynamak gerçekten eğlenceli. kazan, kazan durumu.

arnica terra

arnica markasının oldukça başarılı elektrikli süpürge serisi. evde, temizlik işlerinde eşimle iş bölümü yaparken süpürge işine hemen ve isteklice talip olmamın sebebi. boyut olarak ne büyük, ne küçük, orta büyüklükte, orta ağırlıkta, rahat taşınabilir, torbalı bir model. torbayı çıkartmak, değiştirmek oldukça basit. herhangi bir kuvvet uygulamanıza gerek yok.

süpürge 4 tip güç seçeneğine sahip, sert zeminde maksimum, hafif kilim tipi zeminde minimum düzeyde çalıştırarak, "üstüne bassana şurayı bir alayım" demeden işinizi tek başınıza halledebiliyorsunuz.

bahsettiğim 4 tip güç modu makine üzerinden değiştirilebiliyor ama asıl olay süpürme işlemi yaparken süpürgeyi tuttuğunuz yerde 2 aaa pil ile çalışan bir kumanda bölümü olması. burada 3 tuş mevcut, güç azaltma, güç arttırma ve kapatma. yani her halıdan zemine veya zeminden halıya geçişte, açma kapama işleminde tekrar makineye eğilmek zorunda değilsiniz. tıkır tıkır buradan ayarlayabiliyorsunuz modu.

çekim kuvveti oldukça yerinde, en güçlü modda ağır halıları bile havalara kaldırabiliyor. yalnız fiş uzunluğu yeterli olmadığı gibi bana mı denk geldi bilmiyorum ama fiş kablosunun sarma mekanizması biraz erken pes etti. yavaş yavaş sarmamaya başlıyor gibi.

ayrıca süpürge borusu biraz kullanışsız. klips sistemi yok. boruyu, süpürge tutacağına ve süpürge ucuna klips sistemi ile değil, adeta kanırtarak sabitliyorsunuz. dolayısıyla girilmesi zor bölgeler için hemen başlığı çıkarıp alıyım demek kolay olmuyor.

lg 49uj630v

yaklaşık 3 aylık kullanımdan sonra:

televizyonun ( aslında lg markasının ) en beğendiğim yanı görüntü işleme yeteneği oldu. hevc codec de (4k/60p, 10 bit) sağolsun indirdiğiniz 1080p filmler, monitörde rezalet gözükürken, "ben bunu bu kocaman ekrana verirsem piksel sayarım" derken, cam gibi görüntü ile karşılaşıyorsunuz.

yalnız sanırım active hdr özelliğinden dolayı olsa gerek, yoğun kontrastlı, açık renkli sahnelerde ( mesela yukarıdan çekilen geniş çim alanı gibi ) özellikle yüksek çözünürlüklü görüntülerde parça parça renk değişimleri hissedilebiliyor. active hdr tahminen görüntüyü bölüp parça parça işliyor ve dolayısıyla uç noktada dikkat gerektiren bir durum olsa da böyle bir sorun ortaya çıkartıyor gibi. yalnız belirtmek de isterim, bu durumun etkisi 0'a yakın. çünkü sapık gibi odaklanmanız lazım anlamak için.

webos 3.5 arayüz oldukça başarılı. tüm ayarlara ulaşım, uygulamalara ulaşım, harici depolama cihazlarında gezinemek çok kolay, son derece kullanıcı dostu ve hızlı.

ses kalitesi eğer benim gibi düşük segment televizyonlar ile ömrünüz geçtiyse başta garip gelecek. neden? çünkü ultra surround sesi o kadar güzel işliyor ki mahzende konuşulurken oluşan yankı, pazar yerinde konuşulurken oluşan kirlilik hepsini alıyorsunuz. konuşan adam görüşümüzden uzaklaştıkça, ses mühendisleri de sağolsun, ses de bizden uzaklaşıyor. e biz alıştık film olsun dizi olsun, oyuncuların seslerini bangır bangır duymaya. dolayısıyla başta bu sistem size de garip gelebilir. "lan ne diyor bu herif be" diyerek sesi 10 saniyede bir açıp kapatabilirsiniz. bir süre sonra ultra surround'a alışınca aşık olacaksınız.

televizyonun en kötü yanı ise ne yazılımsal,ne de donanımsal. ayak kısmı.... televizyon iki yana konmuş birer adet cılız ayak ile geliyor. evde kediniz, köpeğiniz, çocuğunuz varsa veya hafif bir sarsıntı anında televizyonunuzu yerde uzanırken görmeniz çok yüksek bir ihtimal. bu yüzden özellikle duvara monteli olarak düşünülmesini tercih ederim.

ikinci bir eksisi de herhangi bir bandwith ayarının olmaması. bu tamamen uygulamaların eline bırakılmış. netflix veya diğer uygulamalar yüksek bandwith sağlamadan düzgün oynatma yapamıyorlar. eğer bu şekilde ayarlama yaparsanız da acımıyorlar 1080p film için, 20mbit interneti sömürüyorlar. bilgisayarda takılan dosta yazık oluyor. webos bizlere "maksimum x mbit kullan kardeş" gibi bir bandwith ayarlama şansı sunabilse çok lezzetli olurdu gerçekten.

fiyat/performans olarak ürünü kesinlikle tavsiye ederim ki ben televizyon alsak da bilgisayar başından kalkmam, izleyeceğimi buradan izlerim diyordum. bu ürün insanı bilgisayar başından kaldırtma yeteneğine sahip arkadaşlar.

amazon

müşteri memnuniyeti ile ilgili örnekleri attırmak gerekirse size hizmeti şöyle anlatayım:

kendilerinden (amazon almanya) 1 yıl önce 1000 euro civarında çeşitli bilgisayar parçası satın aldım. bu sırada yaklaşık 10-15 kere müşteri temsilcisi ile temasa geçmem gerekti. ülkemizde biliyorsunuz bu temas "müşteri hizmetlerine bağlanma süreniz ortalama...25 dakika" şeklinde başlıyor. amazon müşteri hizmetlerini sizin aramanıza gerek yok arkadaşlar. telefon numaranızı yazıyorsunuz, ne zaman arayacaklar hemen mi, sonra mı onu seçiyorsunuz. hemen dediniz, isteği gönderdiniz 60'a kadar sayın. adamlar sizi arıyorlar direk. sırf bu sistem bile bizim için cennet. insan kendini lord gibi hissediyor.

iletişime geçtiniz, karşınızdaki kişi sizi önemsiyor. sorunlarla ilgili yapılan açıklama en az 1 dakika. söylemeleri gereken ne varsa anlatıyorlar. türkçe biraz kötü olabilir ama almanya içerisinde çalışan firmanın türkçe müşteri hizmeti sunması bile ayrı bir kalite göstergesi.

misal parçalardan ekran kartı ulaşması gereken günde elime ulaşmadı. arattırdım kendimi (ben aramadım, lordum ben) anlattım durumu. "ürün şu an kayıp olabilir, yeni ürünü yolluyoruz" dediler. bakın herhangi bir talepte bulunmadım bile. "bekleyin" de diyebilirlerdi ama demediler. ben yine de utanmadım "tamam ama ben bu dönemde elimde olur diye planlamıştım, aksama benim planlarıma zarar verdi, 1-2 hafta daha bekleyemem" dedim, "tabi ki hızlı kargo ile gönderime alıyoruz bu durumda zaten" dedi. sonraki 1 dakikayı kendilerine verdikleri mükemmel hizmet için teşekkür ederek geçirdim.

3 gün sonra ekran kartı elimdeydi. biz yan şehire kargo göndersek 1 hafta sonra eve de gelmiyor. kargo şirketinden gidip alıyoruz...

biraz daha anlaşılması için amazon warehouse kısmına bakabilirsiniz. ürünün ikinci el açıklaması, "kutu hafif hasarlı". bu ne demek? adam kapısına gelen kutuyu, "bunun üzerinde azıcık boya atmış almam ben bunu" diye geri gönderiyor ve amazon bunu kabul ediyor. bizde ürünün yarısı gelse, yarısı kırılıp yolda düşmüş olsa, "siz yapmışsınız" diyorlar.

hepsini geçtim amazom.com üzerinden yanlışlıkla amazon prime üyeliği almışım ve 2 ay benden para çekilmiş. aradım ve çok net bir şekilde "ben bunu yanlışlıkla aldım" dedim. bakın hata direk bende. hata sende deseler evet der telefonu kapatırım. ne yaptılar? üyeliğimi deaktif edip çekilen paranın tamamını bana geri gönderdiler.

ayrıca şunu da belirteyim amazon.de üzerinden yapılan alışverişlerde kargo ücretsiz olduğu için euro bu denli artsa da ürünler hala ülkemize göre ucuz.

amazon, online alışverişin ütopyasıdır. önüne geçmek çok zor.

ek not: geçen arkadaşım parça alışverişi için oluşturduğumuz listeyi yanlışlıkla onaylayarak 2000 euro civarı bir sipariş verdi. gram korkmadım, iptal ettirdim ama biliyorum ki iptal ettiremesem, arasam "yanlışlıkla aldık, şakadan ehehe" desem, iptal edecekler alışverişi. öyle de krallar.

elektronik sigara

2 yıllık kullanımdan sonra belirtmek gerekir ki hakkında bilinmeyen kadar, yanlış bilginin de olduğu alet. kendisi kısaca bu amaç için özel üretilen sıvıları "vaporize" ederek yani yüksek ısılarda aniden buharlaştırarak bizler için duman üretir ve sigara içimini taklit etmeye çalışır. burada en önemli konu "vaporize" durumu yani buhar. sigarada içe çekilen buhar değildir arkadaşlar, dumandır. yanık olan her şey ama her şey (fazla pişmiş et de dahil) yüksek miktarda kanserojen maddeler barındırır. elektronik sigarada içeri çekilen şey yanık dumanı değil, bir nevi sıvı buharıdır. bu durum, normal sigaraya göre zararını uç noktada azaltmaktadır.

nikotin öldürücü bir zehirdir evet. lakin belirli miktarları zararlı olmadığı gibi bağırsak ve sindirim sistemi için yararlıdır bile. hatta çok korktuğunuz nikotini eser miktarda besinlerden de (patlıcan) alıyorsunuz zaten. aynı şekilde nikotin sakızları da bu yüzden nispeten sağlıklı olarak geçmektedir. nikotinden korkmayın. buharda değil, dumanda yani sigarada bulunan karbonmonoksitten, katrandan korkun.

elektronik sigaranın zararları tam olarak bilinmese de sigaranın yanında melek kaldığı makaleler ile incelenmiş ve analiz edilmiş bir durum. bilinenlerin çoğunu da azaltmak sizin elinizde. ne gibi?

e-sigara kullanımında en önemlisi malzeme/ yazılım/ güvenlik kalitesidir. lakin e-sigaranın en bilinen zararı, patlama durumu. evet ben de tam 2 kere bu durumu yaşamış biri olarak söylüyorum, inanılmaz tehlikeli ama bu da sizin elinizde. eğer alacaksanız, kesinlikle ama kesinlike ileaf gibi, kangertech gibi bilinmiş markaların, ısı ve voltaj kontrollü, değiştirilebilir pilli modellerini alın. bu güzel modeller içerisine bulundurdukları minik çipler ile patlama ihtimalini neredeyse sıfıra indiriyorlar.

pil olarak da lg kullanabilirsiniz. pilin biraz bile şişmesi, deforme olması, aşırı ısı uzak durulması için yeterli göstergelerdir.

sıvıyı buharlaştıran coil kısmını yine kaliteli malzemeler seçerek evde keyfinize göre sarmak en iyisi. uğraşamam diyorsanız yine kesinlikle kangertech öneririm. lakin bu kısım o kadar çok ısınıyor ki, metal sarmalın bir kısmını sıvı/buhar olarak içinize çekiyor olabilirsiniz.

diğer bir dikkat edilmesi gereken konu, likit. likitleri lütfen pazardan almayın. yine en iyi seçenek sertifikalı markalardan aldığınız base sıvı, aroma ve nikotin ile kendi likitinizi yapmanız. o da olmazsa yine sertifikalı markalardan "premium" sınıfında, orjinalliği kanıtlanabilir likitler kullanmanız. bu likitlerin içerisinden çıkan barkodlar ile likitin orjinal olup olmadığını kontrol edin.

bunlara dikkat ederseniz şu anki çalışmalara göre içtiğiniz elektronik sigara, yediğiniz beyaz ekmekten daha zararsız hale gelebilir.

peki sigara alışkanlığını azaltır mı? şunu belirteyim, sigarayı bırakmayı kolaylaştırsa da bu sefer de buna bağımlı oluyorsunuz. ben şahsen 2 sene kullandım. bu süre içerisinde sigaradan tiksinmeye bile başladım ama bu sefer de bu lanet şeye bağlandım. sonra likit alımı ülkede zorlaşınca 1 yıl kadar bunu ve tütünü kullanmadan devam ettim. sonra ne oldu? yine sigara....

sigarayı bırakmak sizin elinizde. bu ürün size sadece küçük bir yardım sağlar. ha sigarayı bırakıp buna başlarsanız, yine bağımlı olursunuz ama ciğerinize katran çekmezsiniz en azından.

bioshock infinite

her biri birer edebiyat harikası hikayeye sahip bioshock serisinin son oyunu. eski oyunlar daha çok yozlaşma, distopia, bağımlılık ve öğrenilmiş çaresizlik, kölelik gibi birbirine yakın konular üzerine kurulu bir hikayeye sahipken bu oyun false ütopia, kutsal kavramı, modern kölelik, şans kavramı, zamanın göreceliliği, çoklu evrenler gibi çok daha uçuk ve birbirine mesafeli konuları ele almıştır. tek tek ne kadar başarılı olsa da, konular birbirinden o kadar uzakta ki, hepsini bir potada eritmek konusunda başarı sağlanamamış diyebilirim. şu an düşünüyorum da sanki 3 - 4 farklı oyun oynamışım gibi hatırlıyorum ama bioshock 1 gibi tek bir oyunda, bir solukta yoğun bir tat almış gibi hissettirmiyor oyun kesinlikle. tabi bu eski oyunlar ile kıyasladığımız zaman bu şekilde. genel olarak yorumlarsak infinite, bu serinin diğer oyunları gibi yine kalitesi çok çok yukarılarda bir yapım.

iyimi.com ile ilgili istekler

sitenin genç olması sebebi ile erişilebilirlik problemleri, küçük yazılımsal problemler veya bugları belirtebileceğimiz, sadece bu tür işlemler için ayrılmış bir tab/bölüm olması hem kullanıcı, hem de sistem açısından iyi ve yararlı olabilir.

Bedava Bitcoin KampanyasıÜyelik Sözleşmesi | Genel Kurallar | Duyurular | İstatistikler