assassin's creed

yılların oyun stüdyosu ubisoft'un ilk olarak 2007 yılında bizlerle buluşturduğu efsane oyun. serinin her oyununun konusu ve geçtiği zamanlar farklı olmakla birlikte temelde kontrol ettiğimiz suikastçi bir karakter var. örümcek gibi her yere atlayıp zıplayabilen karakterimiz aynı zamanda iyi de bir dövüşçü. her oyunda farklı temalar ve konseptlerle bir takım zorbalara ve halka kötülük edenlere ilahi adaleti getirmek asıl amacımız. oynanış açısından serinin her oyunu bir sonrakinin üzerine bir şeyler eklemeyi başarmış durumda. geçtiğimiz haftalarda benim de dört gözle beklediğim assassin's creed: the origins piyasaya sürüldü. henüz oynama fırsatım olmadı fakat en kısa zamanda deneyimlerimi paylaşacağım.
çok sevilen ubisoft tarafından hayatımıza katılan seri. masyaf kalesinde altair ile başlayan maceramız floransada ezio ile devam etti. ardından amerikaya gittik ve connor ile amerikanın bağımsızlık mücadelesine tanık olduk. ardından connor' ın dedesi edward ile korsanlar diyarına gittik. fransanın devrimini arno ile yaşadık. çok geç olmadan jacob ve evie ile ingiliz sanayi devrimini tattık. ve son olarak siwalı bayek ile ilk suikastçılara, antik mısıra gittik. oyunların hepsinin kendine özgü iyi ve kötü tarafları var tabii ki biraz da bunlara değinelim.

ilk göz ağrımız assassin's creed 1 sınırlı haritaları ve görevleriyle diğer oyunlara nazaran çok daha dar topraklarda ve imkanlarda geçmesine rağmen oyun dünyasına yepyeni bir tat kattığı ve altäir gibi bir karakteri içerdiği için her zaman baş tacı olarak kalacak.

assassin' s creed 2, assassin's creed brotherhood ve assassin' s creed revelations ezio auditore da firenze ile oynadığımız üç oyun ve tahminimce assassin' s creed serisini tüm dünyada bilinir hale getiren karaktere sahiptir. italyanın rönesansını, romanın çöküşünü, papalığı ve son olarak da istanbuluyla bu üç oyun hala gelmiş geçmiş en iyiler arasındadır.

assassin' s creed 3 ise yarı beyaz, yarı kızılderili connor ile amerkanın özgürlüğüne şahit olduğumuz kötü olmasa da ezio gibi bir karakterden sonra sönük kalan connor karakteri yüzünden burun kıvrılan bir oyun oldu.

assassin' s creed black flag, 3. oyunda çok beğenilen gemi savaşları üzerine kısa bir süre sonra çıktı. doyasıya korsanlık ve gemi savaşları yaptığımız, nassauda vakit geçirip, meşhur korsan karasakala arkadaşlık etmemize rağmen hikayesi ile hüsran yarattı. assassin bile olmayan ama allahın bir hikmeti eagle visiona sahip sarışın edward ile oynadığımız güzel bir korsanlık oyunu olarak hafızalarda.

assassin's creed unity hakkında söylemek istediğim çok bir şey yok keza gerek karakter arno, gerekse hikayesi ile tam bir hüsran bir oyundur benim nazarımda. 1789 yılı oyunda atlanarak geçer. siz isyanı yöneten beyin olacağınızı düşünürken isyana şahit bile olamazsınız. ayrıca uzun bir süre optimizasyon sorunlarıyla başı dertteydi. bu oyunu medium-high arası oynarken kendisinden sonra çıkan syndicatei high-very high arası oynadım aynı laptopla.

assassin' s creed syndicate ikiz kardeşlerin assassin olduğu ama yapılan değişiklikler ve oynanışla çok uğraşılması üzerine hiçbir zaman kendisini assassin's creed oynuyormuşum gibi hissettirmedi. bölge ele geçirme ve suçları cözme kısımları hikayeden daha heycanlıydı diyebilirim.

assassin' s creed origins bu yıl çılan ve bana göre ezio karakterinden sonra en çok heyecan veren karaktere sahip bayek ile hikaye olarak antik mısırı, kum fırtınalarını iliklerinize kadar hissettiğiniz bir oyun. ac 2 ve brotherhoodda ezioya özel yan görevler ile geçmişe gittiğimiz gibi originste de geçmişe gidiyoruz ve karakterle iyice bağlanıyoruz. sonunda yanlıştan döndü ubisoft bunu oynanışı ve atmosferi değiştirmesiyle görüyoruz.

biraz uzun bir yazı oldu kusura bakmayın ama daha önce hiç elinizi bu seriye sürmediyseniz en baştan başlayarak oynayın ve serinin keyfini çıkarın.
konusunu sevdiğim, grafiklerini sevdiğim ama oynanışını sevmediğim oyun. bana kontrolleri çok hantal geliyor. oynanış açısından arkham serisine benzetiyorum aslında ben bu oyunu. ama arkham'daki kontroller çok daha seri. çok daha iyi bir combo mekanizması var arkham'ın. ama assass'ın yeri ayrı tabi.
prince of persia yeni oyun yapmak isterken ortaya çıkan bir oyun ilk oyun ne kadar kötü bir oyun olsada açık dünyası ile ve mekanikleri ile seriyi insanlara sevdirmeyi başardı bana göre serinin en iyi oyunu ikinci oyundu bir çok kişi de ikinci oyunu başlattığı hikayenin devamının bekliyorlar.
2 boyutlusu dahi yapılmış oyundur.

genel olarak güzel başladı. başarılı bir kurgu, başarılı grafikler, hoş bir oynanış. ancak birbirinin kopyası verisyonları yıllar içerisinde baydı. standart ubisoft klasiğidir.

einsteinin aptallık tanımını yanlış anlamış olacaklar ki aynı şeyi yapıp aynı sonucu bekliyorlar. fakat değişen devre göre bu da çok akıllıca bir hareket değil.

Üyelik Sözleşmesi | Genel Kurallar | Duyurular | İstatistikler